BÜTÜN KÜRTLER
ÖNEMLI NOT:
Aşağıdaki tekst e-mail ile bize de geldi. Bu tarz yazılara sitemizde yer vermiyoruz aslında. Ne ki, istisnaen bu yazıyı okuyucumuzla paylaşmak istedik. Yazı tam bir Kurdofobi portresi çiziyor. Yazıda dile getirilen görüşler Türk insanının çoğunlukla veya ağırlıkla paylaştığı düşünceler midir? Bunu söylemek, genellemek haksızlık olur. Kuşkusuz böyle düşünmeyenler de var ama açıkça belirtmek gerekir ki bunlar çok olsalar da sesleri az çıkıyor ve bu da sanki azlar gibi bir his uyandırıyor Kürt insanında. Kaldı ki, bu görüş ve düşünceler dünden bugüne bir resmi politika olarak Türk devlet yaşamına yön verdi ve içinde yaşadığımız şu sıcak çatışmalı günlerde de bu görülüyor. Az da olsa Türk insanında, ama bir bütün olarak devlet politikasında bu faşîzan anlayış egemen olduğu sürece Kürtler ve Türkler arasında çatışma ve düşmanlık bitmeyecektir ne yazık ki
Umarız
ki Türk insanına, Türk devletine aklıselim hakim olur, çağdaş
düşünülür ve yine çağdaş yol ve yöntemler bulunup kullanılarak
Kürt insanıyla barışılır ve iki halkın iyi komşuluk
ilişkileri ve barış içinde yanyana yaşama koşulları
yaratılır.
Murat Belgenin bu yazıya ilişkin Radikal gazetesinde yayınlanan kısa yorumunu da ekliyoruz.
Ayrıca
yazıyı geldiği haliyle yayınlıyoruz.
RH
Nisan 2006
**
BÜTÜN
KÜRTLER
yorum
yok...bu da bir fikir , böylesi hiç gelmemişti göndermek istedim, yoksa
kafatasçı değilim...........
SORUN BÖLÜCÜLÜK VEYA TERÖR DEĞIL; SORUN KÜRDÜN TA KENDISIDIR.
Türkiye'de her gün kız çocukları kaçırılıp zorla fuhuşa sürükleniyor, kadınlarımız kapkaça tecavüze uğruyor, her gün şehirlerde PKK gösterileri yapılıyor, Türk bayrakları yakılıyor, otobüsler yakılıyor, her gün birkaç asker şehit oluyor.
Bunları kim yapıyor?
Neden ezelden beri sadece kürtler ayaklanıyor, kürtler örgüt kuruyor, kürtler kan döküyor?..
Arabamızı kaldırımın kenarına park ettiğimizde tepemize dikilip park parası isteyen, vermezsek biz yokken arabamızı çizip kaçan değnekçiler niye hep kürttür?..
Kırmızı ışıklarda arabamızın camına yapışıp dilenenler niye hep kürttür?.. Sokakta adım başı önümüze çıkıp "abeeey nooolur bir harçlıhh viir" diye sülük gibi yapışan, vermediğimiz takdirde küfreden 10 - 15 yaşındaki madde bağımlısı yaratıklar niye hep kürttür?..
Toplumsal bir sorun haline gelen, cinayet dahi işleyen tinercilerin etnik kökenleri incelendiğinde kürt oldukları meydana çıkmıyor mu?..
Bunlar
yüzünden insanlar sokakta rahat gezemez hale geldiler.
Bu
da bir terördür, şehirlerin göbeğindeki bireysel kürt terörüdür.
Yol
ortasında yakamıza yapışıp kadın pazarlamaya çalışan
pezevenkler, genelev işletmecileri neden hep kürttür de başka birşey
değildir?..
Istanbul
Beyoğlu'ndaki, Ankara Maltepe'deki, vs... gençlerimizi zehirleyen
"bar" adlı batakhanelerin sahipleri, işletmecileri neden kürttür?..
Haraççılık
ve çek - senet tahsilatı ile uğraşarak kendi halindeki insanları
canından bezdiren kann emiciler niye hep kürttür? Oto galericiliği
ve emlakçılık adı altında tefecilik yaparak
Uyuşturucu
pazarlayanlar neden hep bilmem hangi aşiretin mensubu kürtlerdir?.. Hüseyin
Baybaşinler, Abuzer Uğurlular, Urfi Çetinkayalar nedir?.. kız çocuklarının
kaçırılıp zorla fuhuşa sürüklenmesinde, gençlerimizin
uyuşturucu ile zehirlenmesinde %99 pay kürtlerin değil midir?
Dört
tane Hollandalı turistin (biri de erkek) ırzına geçip ikisini öldüren
ve bu sayede bizi tüm dünyaya rezil eden "Alanya sapığı"
lakaplı Hakan Karayavuz ve Susurluk'ta, 11 yaşındaki Türk kızı
Avşar Sıla Çaldıran'ı iple boğduktan sonra cesedinin
ırzına geçen Recep Ipek neden kürttür?..
Taciz
ve tecavüzcülerin neden büyük çoğunluğunu kürtler oluşturuyor?
Her ikisi de uzun yıllardır aynı mesleği icra ettikleri
halde, Orhan Gencebay'ın adının şimdiye dek hiçbir kötü
olaya karışmaması, Ibrahim Tatlıses'in ise her türlü
rezilliği yapması, her çeşit suçu işlemesinin sebebi
birinin Türk, diğerinin kürt olmasıdır.
Bu
örnekler uzayıp gider... Kısacası "kürt sorunu" bazılarının
empoze etmeye çalıştığı gibi sadece PKK'dan ya da
siyasi olaylardan ibaret değildir. Türkiye genelinde her türlü pis,
rezil işi
Devlet Bakanı Beşir Atalay'a bağlı Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu (Fak - Fuk - Fon) başta Muş olmak üzere nüfusun %95'inin kürtlerden oluştuğu bazı doğu illerinde çocuk başına para kampanyası başlatmıştır. Bu durum zaten çok hızlı üreyen kürtlerin daha da fazla üremesi demektir. Yapılan yardımların miktarları :
Ilköğretime devam eden erkek öğrencilere ayda 20 YTL
Ilköğretime devam eden kız öğrencilere ayda 23 YTL
Ortaöğretime devam eden erkek öğrencilere ayda 28 YTL
Ortaöğretime devam eden kız öğrencilere ayda 39 YTL
Sağlık yardımı olarak her çocuğa ayda 15 YTL
Her anne adayı için gebeliğin ilk 7 ayında ayda 18 YTL
Her anne adayı için doğumda 50 YTL
Çocuk yardımı çok hızlı üreyen kürtlerin ağırlıklı olduğu şehirlere değil, üreme hızı sıfır olan Türklerin yaşadığı şehirlere yapılmalıydı. Kürtler ne kadar çok çocuk yaparlarsa, o kadar çok para kazanıyorlar. 10 çocuğa sahip bir aile, çocuk başına ayda 15 YTL'den toplam 150 YTL para alıyor.Doğum ve okul için yardımlarıda eklersek 10 çocuklu bir ailenin devletten aldığı para ayda 500 YTL'yi geçiyor. Birkaç ay önce gazete ve televizyonlarda şahane bir haber vardı.Diyarbakır'da bir Kürt dişisi 8 yavrusundan sonra, 9.sunu ikiz olarak peydahlarken, çocuklar ölüm tehlikesine giriyor ve Türk askeri doktorları gelip bebeleri kurtarıyor, hastanede kuvöze koyuyor. Bu sefer Van'dan, yine süper bir haber var. 68 yaşında bir Kürt, 26 yaşındaki ikinci karısından 13. yavrusunu peydahlamış. Toplam 13 çocuğu 100 kadar torunu varmış, artık başka çocuk istemiyormuş, yorulmuş.Gazeteci, "bu kadar çocuğa bu fakirlikle nasılbakıyorsunuz?"dediğinde, Kürdün cevabı harikaydı. "Kaymakamlık gerekli her tür yardımı yapıyor, hiç bir sorunumuz olmuyor" !!! Sakın kimse bunu insanlıkla, hümanizmle, devletin vatandaşının hayatını koruma ilkeleri ile falan açıklamaya kalkışmasın.
Benim ülkeme göz dikmiş bir halkın, benim vergilerimle beslenip daha çok üremelerini sağlayıp on milyonlarca asalak yaratmanın hiç bir ilke ile ilgisi yoktur. Bu rejimin kendisinin kurucusu olan asli unsura, yani Türklere ihanet etmek açısından devşirme Osmanlı'dan hiçbir farkı kalmamıştır. Gayet açıkça Türkler özendirilip en sıkı şekilde nüfus planlaması uygulanırken, Kürtlerden elektrik, su parası bile alınmayıp, nüfuslarını iyice arttırıp Türkleri geçebilmelerine çanak tulmaktadır.
Ülke genelinde kaçak elektirik oranlarına göz atalım.
Şanlıurfa % 66.7
Diyarbakır % 62.7
Hakkari % 62.5
Mardin % 59.3
Van % 58.0
Şırnak % 52.0
Batman % 51.0
Muş % 50.0
Bitlis % 48.0
Siirt % 48.0
Kastamonu % 4,
Trabzon %5,4
Giresun %3,5
Işte
kaçak elektirik tablosu. Yoruma gerek var mı?
Nihai amaçlarını gerçekleştirmek için ne cesaretleri ne zekaları ne de kültürleri olan bu etnik cemaat, tek yolu Tanrı'nın kişilere verdiği doğal içgüdüyü (üreme) bir savaş silahı olarak kullanmakta bulmuş durumdadır. Yakın bir gelecekte nüfusu 100 milyon - ki bunun en aşağı yarısı kürt olan bir Türkiye çocuklarımızı bekliyor... Bayrak aynı bayrak, sınırlar bozulmamış, isim değişmemiş ama ortada ?Türk? kalmamış. Birkaç milyon kalmış elbette ama onlarda tedirgin yaşıyorlar. Ortada Brezilya gibi, lisanı, soyu sopu karışık, ırk çorbası bir ülke.. Ama hala müslüman... Bizim için bir yıkım olan bu durum, ?72 millete bir göz ile bakan? hümanistlere bir rahatsızlık vermez. Yaşadığımız topraklarda şu an için en büyük tehlike kürtlerdir. Dün bunu inkar edenlerin savunduğu fikirler, kürtlerin gerçek yüzlerini göstermesiyle bugün bir bir intihar ediyor. Bu cümleleri okuduğunuzda etkisi altında kaldığınız propaganda yüzünden yargılayıcı duygulara sahip olabilir; kürtlere karşı katı bir tavır alma diye düşünebilirsiniz. Fakirlik, eğitimsizlik gibi onlarca sebep sıralayıp, sosyal yalanlar uydurup, hergün sizin veya tanıdıklarınızın payına düşeni bir şekilde aldığı yanıbaşınızdaki kürt terörünün varlığını inkar edebilirsiniz. Bunları düşünmek sizi rahatlatır. Kürdofil medyanın enjekte ettiği bu uyuşturucu sizi olan bitenden uzaklaştırabilir. Ancak gerçekleri değiştiremez. Gerçek aciz değildir. Gerçekleri kim anlatacak? Kim gösterebilecek ezilmiş sandığınız kürtlerin hergün yanıbaşınızda yaptığı ahlaksızlık ve saldırganlığı? Kerkük'te arkasına ABD'yi alınca Türkmenler'i katleden bu aşağılık topluluğun eline fırsat geçtiğinde uyguladığı baskıdan kim söz edecek?
Okuldan, işten dönüp televizyonu açtığınızda tüm kanalları kaplayan Kürt dizileri ile mi bilinçleneceksiniz; yoksa PKK'ya yardım edip sonrada kasetleri Türkler tarafından kapışılan, konserlerinde izdiham yaşanan kürt ibo, mahsun, berdan, keko, şavata, ahmet kaya, özcan ve hergün yenisi çıkan şarkıcı bozuntuları ile mi? Sol merkezli görüş onlara herkesten fazla sahip çıkıp tabanını genişletmeye çalışırken, yıllar sonra kullanılıp bir kenara atılacağının farkında değildi. Sağ tarafta durum daha da vahimdi.Ancak bunların içinde belki de en acı olanı, kürtler tarafından aldatılmayı halen gururuna yedirip itiraf edemeyen sözde milliyetçilerin (!) durumudur.
PKK
ve Apo'yu Ermeni, dağdaki kürtleri kandırılmış,
sokaktakileri de kardeş ilan
eden ülkücü anlayışın Türklere verdiği zarar gelecekte
tarih kitaplarına konu olacaktır. Gerçeği daha fazla inkar etmek
anlamsız. Bu son
perdedir. Bir yandan ABD talimatlı kürt dizileri, diğer yandan Avrupa
tavsiyeli gelin-kaynana programları ile giderek daha fazla esir şehrin
insanlarına benziyorsunuz Kürtlerin hızla neden ürediklerini ve yayıldıklarını
anlatıp, önlem almaktan bahsedenlere onlardan önce siz karşı çıkacaksınız.
Çünkü bulanık gözleriniz mahallenizde bir eve doluşup, ahlaksızca
ve bilinçli bir şekilde üremeye devam eden kürtleri değil ancak
dizidekileri seçebilecek.
Artık
sokakta sizin ve yakınlarınızın canını yakan
tinerciler denince bunun tek sebebi olan kürtleri düşünmeyeceksiniz
bile. Eğitimsizlik,fakirlik,sosyal adalet gibi kavramların arasında
Oysa
ki sorun stratejik veya magazinsel sorun olmaktan daha vahimdir. Turkiye
Cumhuriyeti devletinin kimliğini, kurucu ve asli unsur olarak tekelinde
tutan Türk ırkının nüfus itibariyle gelecekte aynı şekilde
tekelinde tutup tutamayacağı, yani var olma, yok olma mücadelesidir.
Ayrıma
dikkat edin. Eğer dış güçlerle Kürtlerin Türk milletine karşı
bir ilişkisi varsa, bu ilişki maşalık değil işbirliğidir.
Ne maşası, ne kandırması? Kürtlerin çıkarları
dış güçlerinkiyle örtüşüyorsa kandırmaya
ne gerek var? Kürtler saflar, kandılar, komploya düşüyorlar, onun için
çoğalıp Türkiye'de çoğunluk olacaklar. Vay
be. Canına minnet adamın böyle kandırılma. Aynı
mavalları Osmanlı yönetimi de 100-150 sene önce Yunanlılar ve
Ermeniler için söylüyordu. Güya
Yunanlılar
ne kadar aptalmış ki alet oldular da aleyhimize topraklarını
3 kat büyüttüler, hala da büyütüyorlar. Bu devirde kimse oyuna gelip saflığından
başkasının maşası olmaz. Avrupalıları Tanrı
sanıp incik boncuk karşılığında birbirlerine saldıran
Kızılderililer yok. Dünyamızda şu an olabilecek, sadece çıkar
ve güçbirliğidir.
SON
SÖZ : Bu belanın üstesinden gelebiliriz. Yeter ki buna inanalım.
23. april / nisan 2006
**
Gayrinizami
faşizm dönemi
Murat
Belge
28/04/2006
/ Radikal
İnternette
dolaşan bir yazı var, başlığı genel amacını
özetliyor: 'Sorun Bölücülük veya Terör değil, Sorun Kürdün ta
Kendisidir'. Bunu bana bir okurum postalamış, 'Sonuna kadar
okuyabilecek misiniz, bakalım' diyor. Birkaç tanıdıkla konuştum,
onlar da, görmüş, biliyorlar.
Bu yazıdan, Türkiye'de olan işlerin kötülerinden Kürtlerin sorumlu
olduğunu öğreniyoruz, özellikle politika dışı sayılan
alanlara giriliyor, uyuşturucu ticaretinden fuhuşa, tinerci çocuklardan
ırz düşmanlarına birtakım örnekler sayılarak Kürtlerin
'Kürt' oldukları için böyle davrandıkları, bunların 'Kürt'
özü 'nün bir gereği olduğu 'kanıtlanıyor'.
Kürtlerin durmadan üreyip çoğaldığını öğreniyoruz.
Bunun amacı siyasi. Böylece
çoğunluk olup buraları ele geçirecekler: "... lisanı, soyu
sopu karışık, ırk çorbası bir ülke... Ama hâlâ Müslüman...
Bizim için bir yıkım olan bu durum, 72 millete bir gözü ile bakan hümanistlere
bir rahatsızlık vermez."
Türk faşizminin bütün kollarının ortak teorik temeli 'anti-hümanizm'dir.
Bir kere daha bunu -ve asıl nedenini- görmüş oluyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin özelliği konusunda yazıdaki imla ve cümle
kuruluşu sakat olsa da, değerlendirmesi gerçekçi. Şöyle
deniyor: "Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kimliğini, kurucu ve asli
unsur olarak tekelinde tutan Türk ırkının nüfus itibarıyla
gelecekte aynı şekilde tekelinde tutup tutamayacağı, yani
var olma, yok olma mücadelesidir."
Kürtler 'Taşıdıkları kanın gereğini yerine
getirerek bu suçları işliyorlar. Biz Türkçüler, sosyal açıdan
değerlendirdiğimiz Kürt meselesine bir bütün olarak bakıyoruz
ve bunların topluma zarar veren yaratıklar olduğu konusunda tüm
Türkleri bilinçlendirmeye çalışıyoruz.'
'Son söz' diye bitiyor yazı, ama henüz dişe dokunur bir 'son söz'
yok. "Bu belanın üstesinden gelebiliriz. Yeter ki buna inanalım"
denmiş. Sonra da yazıyı yayma, dağıtma çağrısı
geliyor. Demek ki şimdilik bu düşünceyi yayma aşamasındayız.
Yeterli sayıda kişi bunları okuyup, sorunun böyle basmakalıp
tedbirlerle çözülemeyeceğini anlayınca, 'radikal çözüm önerisi'
de gelecek.
Somut bir örnek vermem ama Kürt militan kesiminde bu yazıyı okuyunca
sevinecek kişiler bulunduğunu kuvvetle tahmin ediyorum. Hakaretlere kızacaklar
elbette ve onlar da kendi hakaretlerini savuracaklar: ama sorun 'bir arada yaşama'
iradesinin aşınmasına gidiyor, 'ayrılıkçı Kürtler'
denirken, şimdi bir 'ayrılıkçı Türk' kesimi oluşuyor,
işte buna sevinecekler.
Benim bunlara -şu aşamada- fazla bir diyeceğim yok. Her toplumda
birilerine 'çok aşırı' görünen düşünce ve eğilimler
olabilir. Türkiye'de Hitler'in çok sattığı konuşuldu,
bunun haklılığını savunanlar da oldu. Fazla şaşırtıcı
değil.
Diyeceğim, ortada duran ya da durduğunu söyleyenlere. Bugün dünyada
erişilmiş demokrasi ve insan hakları standartlarına Türkiye'nin
de erişmesi gerektiğini savunan, erişmediğinin somut örnekleri
-avuç avuç- ortaya döküldüğü zaman da bunları eleştirenlere
söylenmedik hakaret bırakmazlar. Bu eleştirenler 'vatan haini'dir; alıntıladığım
yazıyı yazanlar ise biraz 'aşırı', muhtemelen 'gençlik
heyecanına kapılmış' falan filan, ama son kertede 'vatanperver',
son kertede 'bizden'...
İyi de, Türkiye'nin sorunları, başta 'Kürt sorunu' mu
diyeceksiniz, hâlâ 'Güneydoğu sorunu' mu diyeceksiniz, aldı gidiyor.
Birileri 'Kürt sorununa kesin çözüm'ün planını yapmaya başlamış.
Bunların yol açacağı yeni gelişmeleri denetleme imkânlarına
sahip misiniz?